Paranın ayarının bozulması artık son haddine gelmiştir. Daha on iki sene önce bir İspanyol taler'i 7 kuruştu, şimdi 21 kuruşa alınıyor. O zamanlar 100.000 taler serveti olan bugün ancak 33.000 taleri olduğunu görmektedir. Bu bela her memleketten ziyade Türkiye'de büyüktür, çünkü burada toprağa pek az sermaye yatırılmaktadır ve servet çok defa paradan ibarettir. Avrupa'nın medeni memleketlerinde servet, kıymetli metaların herhangi gerçek bir üretiminden doğar, servetini bu yolda elde eden adam aynı zamanda devletin servetini de artırır, para ise sadece onun sahip olduğu mallar için bir ifade vasıtasından ibarettir. Türkiye'de ise para, malın kendisidir, servet de esasen mevcut olan para miktarının tesadüfi olarak şu ya da bu fertte toplanmasından ibarettir. Çok yüksek olan yüzde 20 nizami faiz, sermayelerin büyük faaliyeti için bir delil olmaktan çok uzaktır. Bu, sadece parayı elden çıkarmanın bağlı olduğu tehlikeyi ispat eder. Burada bütün zenginliklerin esas şartı onu kurtarabilmektir. Reaya, bir fabrika, bir değirmen ya da bir çiftlik kurmaktansa 100.000 kuruşa bir mücevher satın almayı tercih eder. Hiçbir yerde buradakinden fazla süs eşyası merakı yoktur ve zengin ailelerde çocukların bile taşıdıkları mücevherler memleketin fakirliği için parlak bir delildir.
Helmuth von Moltke
Beyoğlu, 7 Nisan 1836
Moltke'nin Türkiye Mektuplarından sayfa 61
24 Temmuz 2019 Çarşamba
Kısa Bir Mantıksal Pozitivizm İncelemesi
Mantıksal pozitivizm, 1920'li yılların başlarında Viyana Çevresi denen Avrupalı bir grup tarafından ortaya konan ve 1936 tarihli Language, Truth and Logic eseriyle İngilizce konuşulan dünyada A. J. Ayer tarafından popülerleştirilen bir felsefeydi. Mantıksal pozitivistlere göre, yalnızca duyu deneyimi veya biçimleri nedeniyle ve kullanılan kelimelerin anlamıyla doğrulanabilen ifadeler anlamlıydı.
... Anlamlı ifadeler yalnızca bilim, mantık veya matematikte kullanılanlardı. Metafizik, din, estetik ve etikteki ifadeler genel anlamıyla anlamsızdı; çünkü deneysel yöntemlerle doğrulanamazlardı. Ne geçerli ne de geçersizdiler. Ayer, ateist olmanın da teist olmak kadar saçma olduğunu söylüyordu, çünkü "Tanrı vardır" ifadesinin bir anlamı yoktu.[1]
Mantıksal pozitivizme karşı getirilen bir sürü eleştiri vardır. Bunlardan biri de bu felsefenin kendisini çürüttüğüdür. Algılarımız ötesi anlamsızdır. Dolayısıyla metafizik önermeler de anlamsızdır. Ancak sadece duyularımın algılayabildiği şeyler anlamlıdır ifadesi de duyularla algılanamayan ve mantıksal pozitivizmin temelini oluşturan kriterin dışında kalan bir ifadedir. William Lane Craig, bu düşüncenin bilimcilik versiyonunu şu videoda eleştirmiştir. Bilimcilik ve mantıksal pozitivizm hemen hemen aynıdır. Biri bugün yeni ateistler tarafından kullanılır ve yeni ateistler pozitivistlerin aksine duyuların kapsamının dışındaki şeylere anlamsız demezler yanlıştır veya yoktur derler.
https://www.youtube.com/watch?v=9-xdFPIzK60
Bu eleştiri başta mantıklı gözükür. Gerçekten de kendisini çürüten bir görüştür pozitivizm. Bu arada belirtmek gerekir ki mantıksal pozitivizm(mp) epistemik bir görüştür. Bu felsefeye epistemoloji temelli bir sürü eleştiri yapılabilir. Ben burda diğer tüm eleştirileri dışlayıp sadece bu görüşün kendisini çürütüp çürütmediğine bakıyorum. Yazı da bu eleştiri dışındakileri doğru varsayıp hareket etmektedir. Biraz derine inip bu ilk bakışta doğru gözüken eleştiri gerçekten haklı mıdır? Öncelikle mp algılar, mantıksal, matematiksel ifadeler dışındaki ifadelerin anlamsız olduğunu söyler. Mantık ve matematik ifadeleri ise lüzumsuz tekrarlardan ibarettir, yani kendi içlerinde doğru ve dünyayla ilgili hiçbir gerçeği ifade etmeyen sembolleri kullanma şekillerinden ibarettir. Mantık ve matematik ifadeleri dış dünyayla ilgili bir şey söylemiyor. Bu yüzden dünyayla ilgili bilgileri sadece algılarımızdan alırız. Dolayısıyla algılarımız dışındaki şeyler anlamsızdır ifadesinin algılarımızın kapsamı olup olmadığı önemlidir. Bu ifadenin mantıksal veya matematiksel bir ifade olmadığı açıktır. Algılarımız dışındakiler anlamsızdır ifadesi aslında iki cümleyle anlaşılabilir:
1-Algıladıklarımız şeyler gerçektir ve doğruyu ifade eder.
2-Algılamadıklarımız şeyler anlamsızdır
1. cümlenin doğru olması için algılarımızın doğru çalışması gerekir ve algılanacak şeylerin varlığı gerekir. Peki algılarımızın doğru olup olmamasını nasıl bilebiliriz? Daha doğrusu algılarımız doğrudur ifadesi algılarımızın kapsamında görülebilecek ölçülebilecek bir şey midir? Algılar bir nesnenin içeriğini algılar onun hakkında bilgi sağlar. Algılar algı mekanizmasının doğruluğu hakkında bilgi veremez. Algı mekanizması kendisini ve sağladığı bilgilerin doğruluğunu algılayamaz çünkü. Yani 1. cümle aslında bilimsel ve matematiksel bir cümle değildir. Mantıksal olarak bakıldığında da doğru olmayan bir ifadedir. Mp'nin mantık ifadeleri hakkında lüzumsuz tekrar olduğu göz önünde bulundurulunca çelişmezlik veya özdeşlik gibi bir ifade olmadığı için bu ifade mantıken de doğru değildir.
2. cümle ise algılar dışında kalan yani tümüyle metafiziksel veya ahlaki olabilecek şeyler hakkında varılan bir yargıdır. Bu yargıya varma yolu ise algılardan geçer. Yani mpler algılarımız dışındakiler anlamsızdır derken bu şeyler için böyle demelerinin sebebi onları algılayamamaları. Bir çeşit akıl yürütme değil. Algıların dışında kalan şeyler hakkında varılan bu yargının metodolojisi ise algılardan geçiyor. Yani mp algıların kapsamadığı bir konu hakkında algılar üzerinden yargıya varıyor. Bu cümle de ilk cümlenin takıldığı kısma takılıyor. Algılayamadığım şeyler anlamsızdır derken sadece algıyı ön planda tutuyor ve diğer bilgi edinme yollarının olmadığını söylüyor. Aslında bilimsel bilgi dışında bilgilerin olmadığını söylüyor. Ancak bu da bilimsel bir ifade değildir. O yüzden mp gerçekten de kendini çürüten bir görüştür. Ancak bunun kısaca mp bilimsel bilgi dışındaki bilgilerin anlamsız olduğunu söyler ve bu ifade de bilimsel değildir şeklinde söylenmesi kafalardaki tüm soru işaretlerini gidermeyebilir. Benim bu yazıyı yazma amacım da budur.
Temel bir açıklama yapacak olursak bu mp sadece duyulara dayalı bilginin anlamlı olacağını söylemektedir. Ancak duyulara dayalı olmayan şeyler hakkında vardığı yargı algılar üzerindendir. Algıların dışında kalan bilgi edinme yöntemlerini reddettiği için hem hatalı hem de kendisiyle çelişen bir görüştür. Çünkü algılara dayalı olmayan bilgi edinme yöntemlerinin olmadığı iddiası bilimsel değildir. Mp'nin modern versiyonu yeni ateizm ve bilimcilik sürümü ise daha çok ontolojiktir ve epistemik değil ve başa çıkması çok daha kolaydır. Onlar bilinemez demez yoktur derler.
[1]:Antony Flew, Yanılmışım Tanrı Varmış, Çev: Hasan Kaya-Zeynep Ertan, 10.Baskı, s9, Profil Kitap
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)