Bu yazının konusu 2. Dünya Savaşında Almanların neden Sovyetlere kaybettiği ve bununla ilgili ortaya atılan iddiaların doğru olup olmadığıdır. Öncelikle bu akademik amaçlı bir yazı değildir o yüzden daha verimli bir yazı olması muhtemel. Akademisyenler-yurtdışındaki işinin ehli olanları ve Türkiye'de sayısı nadir olan iyilerini ayrı tutarak- ne sike derman olmuşlar ki? Akademik bir yazı olmadığı için tek tek kaynakça veremem hatırladığımı yazarım. Doğruluğunu tespit etmek istiyorsanız okuyun ipneler. Yazı sonunda okumanız için savaşla ilgili kitapları da veririm. Şimdi yazıya geçelim.
1- Almanlar kış yüzünden kaybetti.
Bu iddia son zamanlarda tersine dönmüş ve Almanların kış yüzünden kaybetmediklerini şanlı Sovyet ordusunun Almanları sikerttiği internet ortamında dönmeye başlamıştır. Fakat götveren komunistler inkar etse de Almanların yenilmelerinde kış önemli bir etkendir. Özellikle sonbahar ve kış başlarında yağan yağmur ve at yarra Sovyetlerin sikten altyapısı yüzünden tekerlekli araçlar çamura saplanmıştır ve intikal zorlaşmıştır. Alman tarafında da tırtıllı araçların önemi fazladır fakat tekerlekli araçlar da fazla sayıdadır. Dolayısıyla bu konuda yani çamur konusunda Almanlar bir sikertme yemiştir. Şimdi Guderian babadan bir alıntı verelim.
6/7 Ekim gecesi kışın ilk karı yağdı. Ancak bu kar yerde fazla kalmadı ve her zaman olduğu gibi yollar dipsiz birer çamur kanalı haline geldi. Bu yollarda araçlarımız ancak sümüklüböcek hızıyla ilerleyebiliyor ve bu durum motorlarda büyük ölçüde aşınmaya yol açıyordu. Kışlık giyim isteğinde bulunduk (bu isteği daha önce de yapmıştık). Fakat ileride verileceği karşılığını aldık; üstelik bu türden gereksiz isteklerde bulunmamamız emredildi. Her şeye rağmen ben birçok kez isteklerimi tekrarladımsa da o yıl içinde giyim eşyası cepheye ulaşmadı.[1]
Yine diğer bir alıntıda 20 Ekim'den beri askere ekmek de verilmemiştir diyor. Bu tür alıntılar çok hepsini okumak istiyorsanız kitabı alın okuyun.
Öte yandan kışın kar ve don sebebiyle askerler de iyi sikertilmiştir.
Termometrenin eksi 55 dereceye düşmesi sonucu meydana gelen çok şiddetli don yüzünden 24. zırhlı kolordunun hareket edemez hale düşmesi taarruza devam etmenin doğru olup olmadığı sorununu çıkardı.[2]
Ana fikir kış tek başına bir sebep olmasa da Almanları sikertme konusunda büyük paya sahiptir. Hareket neredeyse durmuş Moskova'ya ilerleyiş gecikmiştir. Bununla beraber kayıplar artmış ve Sibirya'dan gelmekte olan ihtiyat Sovyet kuvvetleri zaman kazanmıştır. Askerlerin moralleri de düşmüş olsa gerek.
Peki Alman Genelkurmayı gerizekalı mıydı da kışı düşünmedi? Bu güzel soru sorulmaya değer. Cevabı ise basit, bunu düşündüler. Alman tarafı tarih biliyordu. Fakat onlar taarruzu yazın başlatıp(22 Haziran 41'de başladı) kış gelmeden Sovyetlerin kökünü kazıyacaklarını düşündüler. Kleist aktarıyor:
Uzayabilecek bir mücadeleye yönelik hazırlık yapılmamış, her şey tayin edici sonucun sonbahardan önce alınacağı fikri üstüne bina edilmişti.[3]
Öte yandan Sovyet endüstrisi ve ordusunun tam gücü ya dikkate alınmamış daha doğrusu hafife alınmış ya da buna yönelik istihbarat kısıtlıydı.
1941'deki hava olaylarının ve altyapı sorununun Alman ordusuna büyük darbe vurduğu açıktır. Böyle olmasa Almanlar Moskova'ya 5 Aralıktan önce varıp şehre ele geçirebilirlerdi. Bu ihtimal gerçekleşseydi savaşın seyri tamamen değişebilirdi.
2- Sovyetler mermi yerine insan atıyor.
Bu iddianın da mit olduğu götveren komunistlerce uydurulmuştur fakat fazla bir şey değil bir vikipediye girip Alman ordusu ve Sovyet kayıplarını(ordunun toplam mevcudu değil zayiatlar) kıyaslamak zor değil(İngilizcesine bakın Türkçesine değil). Bunu da yapmıyorsanız siktirin gidin lan.
Halder'in günlüğünde yazanlar:
Rusya'yı küçümsedik; 200 tümen hesap etmiştik, lakin şimdi halihazırda 360 tümen teşhis ettik.[4]
Beklenilenin 1,5 katından fazlası
Guderian Barbarossa Harekatı için başlangıçta elde 145 tümenin kaldığını söyler.[5]
Halder'in savaş öncesi Şubat ayında ortaya koyduğu sayılara göre Kızıl Ordu'nun Batı Rusya'da 155 tümeni bulunurken istilacı kuvvetin 121 tümen toplayabildiği görülüyor.(İlk aşamada elde mevcut olacak kuvvet daha düşüktü)[6]
Sayılarda tutarsızlık gözükebilir, bu durumda iki bilgiyi de doğru kabul edersek Guderian'ın dediği 145 tümenin tamamı kullanılmamış demektir ya da diğer bir yorumu yapabiliriz. Sayılar arasında ufak oynamalar maruz görülebilir.
Her ne olursa olsun Alman tarafının sayıca az olduğu ve bu eksiği kapatamadığı fakat savaş sürecinde Sovyetler'in ezici bir sayısal üstünlüğe ulaştığı görülür.
Sovyetler tank sayısı bakımından da üstündü. "Güneyde karşımızda bulunan Budyonni'nin Ordular Grubu 2400 civarında tanka sahipti."[7]
Bu sıralarda yıllık tank yapımımız her tipten 1000 tankı ancak buluyordu. Düşmanlarımızın üretim rakamları karşısında bu çok küçük kalıyordu. Daha 1933 yılında ziyaret ettiğim bir tek Rus tank fabrikası günde 22 adet Christie-Russki tipi tank yapabiliyordu.[8]
İnternetten de tank sayılarını kıyaslayan kaynaklar bulabilirsiniz. Örneğin Hitler Mannerheim görüşmesinde Hitler 34000'den fazla tank imha ettiklerini belirtiyor.[9] Görüşme 1942 tarihli.
Dittmar Rusların müthiş sayı üstünlükleri nedeniyle Almanların sahip olmadığı hata yapma lüksüne sahip olduklarını belirtiyor.[12]
3- Sovyetler'in Teknik Üstünlüğü
Sovyetler'in üretim konusunun yanında tanklarının nitelik olarak da Alman tanklarından üstün olması savaşı etkileyen unsurlardandır. Özellikle T-34 tankları ilk sahaya çıktıkları vakit Almanlar için baya problem olmuştur. Tigerların gelmesiyle nitelik üstünlüğü Almanlara geçmiştir fakat Sovyetler'in tankları aynı zamanda üretimi ve onarımı basit tanklardır. Üretimi kolaydır daha fazla yapılabilir. Arıza çıktığında onarması da kolaydır. Üstelik tek tip tank kullanmışlardır. Oysa Alman tarafı birçok çeşitli tank kullanırken tanklarını üretmek ve onarmak zordur. Çeşitlilik sebebiyle yedek parçaların da ayrı ayrı üretilmesi gerekir.
Savaştan önce Almanya ve diğer ülkelerdeki genel kanı Rusların teknik kafa ve yeteneğe sahip olmadıklarıydı. Bu varsayımın doğru olmadığı tecrübeyle görüldü. Ruslar teknik meselelere karşı doğal bir yeteneğe sahiptiler. Hatta belki de Batılı halklardan daha fazla.[11]
4- Hitler salaktır, generallerini dinlese Rusları yenerdi şanlı Prusya generalleri
Bu da 2. Dünya Savaşı hakkında az bir şey okuyup Prusya hayranı olan göt ergenlerin ifadeleridir. Hitler muhtemelen onların anaları ve babalarını üst üste koysalar erişemeyecekleri bir zeka seviyesine sahiptir.
Sedan planını savunan Hitler'dir genelkurmayda o kadar muhalefete rağmen. Zırhlı birlikleri savunan ve destekleyen Hitler'dir. 41 sonunda ordunun Napolyon'un Grande Armee'si gibi dağılmasını engelleyen kararlılığıyla Hitler'dir. Kirpi savunma sistemini bulan ve Ruslara karşı kullanan da Hitler'dir. Student'in aktardıklarına göre Batı cephesinde paraşüt indirme birliklerinin operasyonlarını da planlayan Hitler'dir.
Alman ordusunun yaşadığı felaketlerin tümünden Hitler sorumlu tutulurken bütün başarılar ise Alman Genelkurmayı'nın hanesine yazıldı. Bu resim her ne kadar bir miktar doğruluk taşısa da gerçeği yansıtmamaktadır. Hitler hiç de ahmak bir stratejist değildi. Aksine fevkalade bir stratejistti ve böyle bir fevkaladeliğe eşlik etmeye meyilli olan tabii hatalardan muzdarip oldu.[10]
5- Hitler ve Generalleri Arasındaki Tansiyon ve Cephe-Genel Karargah Arası Uyumsuzluk
Evet Hitler ahmak değildi ama özellikle kara kuvvetleriyle arası hiç iyi değildi. Üstelik bu savaşın öncesine dayanıyor. Meseleler uzun o yüzden kısaca Hitler ve generalleri arasındaki güvensizliğin birçok konu da fikir ayrılığı oluşmasına zemin hazırladığını görmekteyiz. Bu fikir ayrılıkları savaşın sonunda kendini iyice belli etmiştir. Hitler generallere hiç özgürlük tanımamaya başlamış ve bütün yetkileri kendinde toplamıştır. Savaşın sonuna doğru artan hataları da işin daha kötüye götürmüştür.
Cephedeki generaller ana karargahın cepheden kilometrelerce uzak yerde cephenin kaderini belirlemesini istemiyorlardı ve doğru da bulmuyorlardı. Çünkü cephedeki sorunları tam anlamıyla göremiyorlardı.
Generaller geniş Rus topraklarının avantajını kullanarak geri çekilmeye yönelik strateji benimsemeyi ve esnek savunmayla Rusları durdurmayı istiyordu. Hitler ise toprak vermemeye kararlıydı. Sonuçta Hitler'in dediği oldu ve savaş kaybedildi fakat Hitler neden böyle istiyordu ve diğer türlü olsa sonuç ne olurdu? Hitler'in bu iradesinin tam sebebini ortaya koymak zor fakat 1941'deki Rus karşı taarruzu sonrasında orduda moraller yerle bir olmuş ve generaller karamsarlığa kapılmıştı. En kıdemli ve nüfuzlu olan Rundstedt saldırı başlangıç pozisyonuna yani Batı Polonya'ya kadar çekilmeyi istiyordu. Hitler ise hiçbir çekilme olmayacağını çetin savunma olacağı yönünde iradesini sürdürdü ve kirpi savunma sistemini hayata geçirdi. Bu kararlılık ve savunma sistemi Rusların da beceriksizliğiyle birleşince başarıyı getirdi. Hitler bu olaydan sonra generallerini daha çok dinlememeye başladı. Üstelik bir güç zehirlenmesi yaşadığı da söylenebilir. 6 haftada Fransa'yı bitirirken de generallerini dinlemediği için başarıya ulaşmıştı. Şu an dünyanın en güçlü adamıydı. Bu durumda savaşın geri kalanında da kendi bildiğini okuması oldukça normal.
Peki geri çekilme stratejisi uygulansa ne olurdu? Bunun cevabını Allah dışında kimse bilemez. Fakat 3. Harkov Savaşında bu strateji meyvelerini vermişti. Bir ihtimal Sovyetlerin Polonya civarında durdurulup ateşkes yapılması muhtemeldir.
6- 3 Cephede Savaş
3 cephede savaşırsanız kaybedersiniz bu kadar basit. İtalya ve Kuzey Afrika cephesi, Normandiya'dan sonra batı cephesi ve doğu cephesi. Ayrıca işgal edilen topraklardaki partizan hareketleri de can sıkmaya başlamıştı.
7- Götveren Japonların Sovyetlerle Savaşmaması
Götveren Japonlar Sovyetlerle savaşsa idi Ruslar 2 cepheyi idare etmek zorunda kalacaklardı. Üstelik geniş topraklarında ikmal oldukça problemli olurdu ama o götverenler Sovyetlerle saldırmazlık paktı imzaladı. Sonra ABD analarını sikti.
8- Hammadde Yetersizliği
Sovyetler'in ABD'nin İngiltere'nin inanılmaz kaynakları varken Almanlar buğday için Ukrayna'yı kullanıyordu. Yani kız yurdu gökten yağsa Almanlara bekçi yarra düşerdi. Bu söz tam anlamıyla karşılığını o zamanlar bulmuştu. Ayrıca Müttefikler tarafından ticari ablukaya alınmışlardı. Deniz kuvvetleri yeterince güçlü değildi.
9- Hava Kuvvetlerinin Etkisiz Kalması
Geniş Rus toprakları Batı Cephesinin tersine hava kuvvetlerine büyük sıkıntı çıkarıyordu. Uçakların menzilleri hava alanlarından cepheye kadar olan kısmı bazen karşılamıyordu. Savaşın devam ettiği süre boyunca Luftwaffe'nin güç kaybetmesi de Almanlar için ölümcül oldu. Blitzkrieg hava kuvvetine oldukça önem veren bir stratejiydi.
Genel olarak sebepler bunlar. Daha başka sebepler de vardır veya daha küçük etkili sebepler de vardır elbette. Aranızdan bazıları hep Alman generallerinden aktarma yapmışsın. Tabi ki Rusları beceriksiz gösterecekler diyebilir. Güzel bir itiraz fakat alıntı yaptığım kaynakların önemli kısmını oluşturan Hitler'in Generalleri Konuşuyor adlı kitabı yazan bir İngiliz askerdir. Önsözünde tanıklıkları diğer kaynaklardan karşılaştırdığını belirtmiştir. Buna karşı da savaş sonrası batı ve Sovyetler düşmandı. Tabi ki batılı bir yazar Sovyetleri kötü gösterecek diyebilirsiniz. Buna karşı diyecek bir şeyim yok. Bu kadar şüpheciyseniz kendi anne babanızın öz anne babanız olup olmadığını sorgulayarak işe başlayabilirsiniz. Sonuçta doğum anınızı hatırlamıyorsunuz.
Okumak için öneriler:
Bir Askerin Anıları - Heinz Guderian
Hitler'in Generalleri Konuşuyor - Liddell Hart
Kayıp Zaferler - Erich von Manstein(bulabilirseniz)
Bilinmeyen Hitler - Aytunç Altındal
Savaş Günlükleri 1939-1943 - Galeazzo Ciano
[1] Bir Askerin Anıları sayfa 282
[2] Bir Askerin Anıları sayfa 311
[3] Hitler'in Generalleri Konuşuyor sayfa 292
[4] Hitler'in Generalleri Konuşuyor sayfa 295
[5] Bir Askerin Anıları sayfa 189
[6] Hitler'in Generalleri Konuşuyor sayfa 295
[7] Hitler'in Generalleri Konuşuyor sayfa 296
[8] Bir Askerin Anıları sayfa 180
[9] https://wwturkiye.org/hitlerin-gayri-resmi-bir-konusmadaki-tek-ses-kaydi%E2%80%8A-%E2%80%8A1942-tarihli-mannerheim-gorusmesi/
[10] Hitler'in Generalleri Konuşuyor sayfa 27
[11] Hitler'in Generalleri Konuşuyor sayfa 372
[12] Hitler'in Generalleri Konuşuyor sayfa 375